Nostalji. Çok bilindik geliyor değil mi? Fakat değil. Bazen bazı kelimeleri ve kavramları tanımlamak lazım gelir. Ama ne var ki ne kadar tanımlamak isterseniz isteyin bir şeylerin eksik olduğunu hissedersiniz. Hiç şüphesiz nostalji de bunlardan birisi olarak söylenebilir. TDK, "Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi; geçmişseverlik, gündedün" diye tanımlamış. Elbette yanlıştır da demek doğru olmaz. Ama işte kelimenin ya da kavramın biz de ne hissettirdiği, nelere götürdüğü ve neleri düşündürdüğünü bilmek sanırım en önemlisi. O yüzdendir ki bazı şeylerin bir standardı yoktur, o yüzdendir ki bazı şeyler siyah ve beyaz değildir. Herkesin nostaljisi de aynı değildir. Olamaz da. Olmasın da zaten. Tabii keşke olsaydı da diyor insan zaman zaman. Ne kolay olurdu değil mi? Hemencecik o yokluğunu hissettiklerimize dönmek. Ama olsun. Böylesi daha güzel yine de.
Bunları düşünürken kendime şunu sordum: "Peki benim nostaljim ne?" Belki de nostaljilerim demeli tabii. Sonuçta birden fazla da olabilir. Nostaljilerim. Ne de güzel kelimesin sen öyle. Özlem duyacak ne de çok şey yaşamış ve geçirmişim. Ya hiç nostalji duyacak bir yaşanmışlığım olmasaydı? O zaman nasıl olurdu? Cevaplaması oldukça zor. İyi ki cevaplamak zorunda da değilim. Çünkü benim nostaljilerim var.
Peki hep mi vardı bu nostaljilerimiz? Ne zaman oldu? Biz ne zaman farkına vardık? Çok çok öncelerinde var mıydı? Çocuk iken de nostalji olur muydu? Hiç hatırıma gelmiyor. Belki de unuttuk. Kim bilir. Ama şu anı biliyorum. En azından bunda bir şüphe yok. Belki hepsinin eksikliğini gidermek de pek mümkün görünmüyor. Ama en azından bazıları için bir şeyler yapılabilir sanki.
Kendimi bildim bileli yazmak beni hep mutlu etmiştir. Yazmak gerçekten de çok güzel bir şey. Benim nostaljilerimden birisi de sanırım bu. Ama çoğu şey zamanla evrimleşir, zamanla yeniden şekillenir. Yazmanın özü aynı olsa da şekli ve sunuşu hiç şüphesiz değişti. İşte ben ona özlem duyanlardanım. Ve eminim ki benimle aynı nostaljiyi de paylaşanlar olacaktır. Eskilere gidiyorum. On üç belki on dört yaşlarına. İlk blogumu o zamanlarda yayına almıştım. Ne güzel zamanlardı. Sosyal medya hayatımıza böylesine ileşmemişti henüz. Duygular ve fikirler değerliydi. Sonraları bozuldu bazı şeyler. Belki hızlıca olmadı ama fark edemedik de. İşte şimdideyiz.
Bazı nostaljiler vardır ki imkânsız olanlardandır. Ne yaparsan yap onun eksikliğini gideremezsin. Çok uğraşırsın ama bir yere kadar. Olmaz. Benimki hangisiydi peki? Evet, bazı şeyler değişti. Bunu kabul etmek de son derece önemli. Ama imkânsız da değil gibi. Bir şeyler yapılabilir sanki ve yaptım da.
Blogculuk çok değişti ama eskiye de kapı henüz tam kapanmadı. Hâlen bir şeyler yapılabilir ve az da olsa o günleri yâd edebilmek mümkün. Ben de öyle yaptım. Neden yazılarımı bir de eskiye göre yayınlamıyorum dedim. Neden bir kopyası olmasındı? Olsun. Belki kimsecikler bilemeyecek belki de bakıp geçecekti. Ama yazarken işte tam o zaman, az da olsa geçmişin özlemini giderebilecektim. Az da olsa mutlu olacaktım.
---
















Kararsız ruh hâlimin beni oradan oraya sürüklemesine ne demeli peki? Anlık bir dürtüyle en başa dönmeli belki de. Moderniteyi söküp atmalı. Yine de kim bilir. Belli olmaz. Ben de bilemiyorum.
YanıtlaSil🥲
SilEskiye özlem duymuyorum ama bugünün daha iyi olması arzusundayım.
YanıtlaSilEski pek çok şekilde yorumlanabilir elbette. Bu onun içinde nice şeyleri barındırdığandır. Yine de bugünün daha iyi olması kuşkusuz çok daha güzeldir. Sevgiyle...
Sil