Bana sorsalar şu hayatta en önem verdiğin şey nedir diye? Önce sağlık sonra zaman derim sanırım. Bunlardan her ikisi de bazı açılardan bizim kontrolümüzde olan şeyler olsa da zamanın ipleri tam anlamıyla biz de. En azından büyük ölçüde. Ama insanlık olarak o ipleri vereli biraz oluyor. Buna da şekilli şukullu bir isim vermişler. Algoritma
Tabii bu benim bağdaştırmam, hatta belki de biraz uzak şekilden. Yine de ilişkili olduğu düşüncesindeyim. O nedenle dilimin döndüğünce anlatmak niyetindeyim. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki kimseye zamanını ne şekilde kullanacağını ve değerlendireceğini söyleyemeyiz. Buna kimsenin ne hakkı ne de lafı olabilir. Mesele şu ki o zaman, biz istediğimiz için mi öyle şekilleniyor, yoksa birileri mi öyle istediği için? İşte asıl mesele bu. Farklı açılardan farklı cevaplar elbette verilebilir. Verilemez değil. Ama çoğu durumda bizim istediğimiz için olmadığı da aşikâr.
En bilinenlerden başlayayım: Instagram, Youtube, Facebook ve Twitter. Hepsi olmasa dahi bazılarıyla kuşkusuz zaman geçiriyoruz. Peki ne kadarında kontrol biz de? İlgiyle bir Youtube kanalını takip ediyorsun değil mi? Ne de güzel. Sevdiğimiz şeylere zaman ayırmalı, onları ortaya koymak için çaba verenleri desteklemeli. Bunlar çok yerinde işler. Ama o sağ kenardakilere ne demeli? Onları kim neye göre ortaya koydu? İşte algoritma. Ama bu algoritma da nereden çıktı? Gerçekten bizi bizden daha iyi tanıyabilir mi ki? Kesinlikle tanır. Bundan yana şüphemiz olmasın (: O zaman sorun ne ki? İşte sorun da bu. Seni çok iyi biliyor ve seni kendi istediği için yönlendirmekten yana bir sorunu yok. Biz istediğimizden değil, o istediği için şekilleniyor bazı şeyler. Ne fark eder ki? Çok eder. Seni yavaşa yavaş kendi istediği şekle sokar. Sen farkına bile varamazsın. Bazen daha amatörce de olabilir. Ben buraya nasıl geldim dersin? Arada öyle bir yoklar, oltayı atar oltayı. Yersin de yeriz de. Bir de bakmışsın ki oradan oraya sürüklenip durmuşsun. Ben yaptım, ben ettim ve ben izledim sanırsın. Heeeytttt. Keşke öyle olsa.
Gelelim o ilk noktaya. Buraya nasıl geldik? Sarı öküzü nerede verdik? İşte o ipleri vermeyecektik. Orada yanlış yaptık. Bir alan, bir ihtimal verdik. Onlar da bunu kullandı. Geçip giden an geri gelmiyor. Zamanımız çok değerli. Onun kontrolü her anlamda bizim elimizde olmalı. Zamanımızın kontrolü ve içeriğini sadece biz belirleyebilmeliyiz. Birileri istediği için değil.
Peki bunun bir yolu yok mu? Bu algoritamalardan nasıl yakamızı kurtarırız? Her zaman kurtarabilmek mümkün mü? Buna kısmen evet diyebilirim. Çok eski ama hâlen geçerli bir teknoloji var. Adı da RSS. Burada RSS ile ilgili çok daha detaylı tanımlar ve açıklamalar yapabilmek elbette mümkün. Ama en basit şekliyle sadece sizin istediğinizi siz istediğiniz için size ulaştıran teknoloji olarak bilebilirsiniz. Yani size haberdar eder. Bunu sevebilir misin, şunu da izlesen fena olmaz, bak buna mutlaka bakmalısın gibi şeyler RSS'te olmaz. Size saygı duyar saygı. Peki niye kısmen dedim? Çünkü RSS'i kullanabilmek için içerik üretenin bunu sizinle paylaşması gerekir. İşte her zaman da bunu vermezler. Bazen açıktan değil gizliden verirler bazen de hiç vermezler. Instagram ve Twitter vermez. Youtube dolaylı yoldan vermeye devam etmekte. Tabii biz bunlar üzerinden gittik ama RSS her şeye uygulanabilir. Bir haber sayfası bir teknoloji sayfası ve hatta en önemlisi ve en güzeli bir blog dahi. Birkaçı için kısa açıklamalar ve görseller ile desteklemenin faydalı olacağı düşüncesindeyim.
Önce sistemin çalışma yapısını anlatmaka başlamış olalım. RSS temelde iki şeyden oluşur. Birincisi içerik üreticisinin sunduğu RSS Akış Bağlantısı, ikincisi ise bu RSS bağlantısı çözümleyecek bir RSS Okuyucusu.
Youtube için kısaca anlatayım. Bize tek lazım olan şey takip etmek ve haberdar olmak istediğimiz kanalın ID'si. Kanalın ana sayfasında sağ tık yaparak "Sayfa kaynağını Görüntüle" dememiz gerekir. Ctrl +F kombinasyonu ile "externalId" kelimesi aratılır. Hemen iki noktadan sonra tırnak ile belirtilmiş alanın içerisinde bir dizi rakam ve harftan oluşan bir kısım bulunur. İşte bu ilgili kanalın ID'si olmuş olur. Bunu bir köşeye not edelim. Şimdi RSS Akış Bağlantımızı üretelim.
https://www.youtube.com/feeds/videos.xml?channel_id=
Yukarıda vermiş olduğum şekilde bir kalıbımız var. Not ettiğimiz ID'yi hemen sonuna bitişik şekilde eklediğimizde artık ilgili kanalın RSS Akış Bağlantısına sahip olmuş oluruz. Bir sonraki adım çok daha basit. Bu bağlantıyı tercih ettiğimiz bir RSS Okuyucusuna girmek kalıyor sadece. Ben NewsFlasher kullanıyorum. Fluent Reader veya kendi tercihinize uygun başka alternatifler de kullanılabilir.
Görüldüğü üzere RSS Okuycusu içerisinden çok basit bir şekilde bağlantımız ekleniyor. Bağlantının eklenmesiyle beraber ilgili ana kaynakta yeni bir şey yayınlandıkça RSS Okuyucunuza da düşmüş olacak.
Yukarıda da görüldüğü üzere sol panelde eklediğiniz kaynaklar, orta panelde bağlantılar ve sağ panelde de okuma penceresi.
RSS Okuyucusu elbette daha kapsamlı incelenebilir ama bugünün gündemi o değil. Temelde çalışma şekli ve işleyişi bu kadar. Blogger ve Wordpress için de RSS Akış Bağlantısı temin etmeyi kısaca açıklayayım. Öncelikle Wordpress için söylemiş olalım. Takip etmek istediğiniz Wordpress sayfasının URL'ni kopyalayın ve hemen yanına /feed/ ögesini ekleyin. Hepsi bu kadar. Benim de takip ettiğim ve tavsiye de edebileceğim sayfaların birisinden örnek vermek gerekirse şu şekilde https://konserveruhlar.wordpress.com/feed/ bir yapıda olması gerekiyor.
Blogger için de çok basit. Takip etmek istediğiniz blogun URL kısmının sonuna feeds/posts/default?alt=rss yapısını eklemek gerek. Hepsi bu kadar. Bunu da takip ettiğim ve yine tavsiye edebileceğim bir blog üzerinden örnek vermek gerekirse şu şekilde https://kitaptakisessizharf.blogspot.com/feeds/posts/default?alt=rss bir yapıda olması gerekir.
RSS'i destekleyen platformlarda çoğu zaman bunları sizler için hazır şekilde sunmuş olurlar. Bazı durumlarda da bizim yaptığımız gibi ufak dokunuşlar gerekmekte. Bazı platformlar da bahsettiğim üzere buna destek vermezler. Üçüncü taraf araçlarla onlar da mümkün olmakla birlikte şu an için o kısımlara hiç girmeyeceğim.
İşin teknik kısımlarını bir yana koyacak olursak asıl noktaya tekrar gelelim. Zamanın kontrolü her ne şekilde olursa olsun biz de olması gerektiğini düşünmekteyim. Bu gayemizde önümüzdeki en büyük engel ise şüphesiz algoritmalar. Bize neyi okumamız, izlememiz gerektiğini söyleyememeleri için neyi nasıl yapacağımıza sadece biz karar vermeliyiz. Bunun için de RSS teknolojisinden sonuna kadar faydalanılması gerektiği kanaatindeyim. Umarım az da olsa bir katkı sunabilmişimdir. Benim RSS Akış bağlantıma da Sidebar'dan ulaşabilirsiniz. (: Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle. Sevgiyle ve hoşça kalın.😇
🐾
Mustafa Kara
Teknoloji tutkunu, Türkçeye âşık, kahvesini de orta şekerli içen kendi hâlinde bir adam. 📚☕
Yorumlar
Yorum Gönder