Çöktü Yine Bir Kasvet: Kenopsia
Ara sıra yaşadığım bir duygu hâli durumu vardı. Her zaman olan bir şey değil. Ama bugün yine bir anlığına onu hissettim. Biraz düşündüm. Bunu sadece benim hissedebiliyor olmam pek mümkün gelmedi. İyi ama ben ne hissetmiştim? Sanırım önce bunu açıklamak daha doğru olacak. Bazı zamanlar internette keşif yapmayı seviyorum. Bugün de onlardan biriydi. Şöyle o blog benim şu blog senin derken gezmişim de gezmişim :) Birkaç blog geldi önüme. Şöyle bir baktım. Pek inceleyebilme fırsatım olmadı. Ama zaten bunlar da önemli olan kısımlar değildi. Peki ne idi benim dikkatimi çeken ve bu duygu durumu hâline sevk eden şey?
Son gönderiye baktım. Sene 2017, aylardan hangisiydi hatırlamıyorum bile. İşte tam o an hissettiğim ama açıklamakta güçlük çektiğim bu duygu hâli durumu kendini gösterdi. Bir ağırlık çöktü ki içime anlatamam. Aslında düşününce bu durum neden beni ilgilendirsin ki? Tanımam, etmem. Bir ilişkim ya da bağım da yok. Ama öyle değil işte. Olmuyor. En azından ben kendimde yapamıyorum. Düşünmeden edemiyorum. Sorular soruları onlar da bambaşka soruları çağırıyor. Cevaplara sahip olmak tatmin eder miydi onu da bilmiyorum. Ama sanırım cevaplar da pek önemli değil.
Düşünüyorum. Tam tamına dokuz koca sene geçmiş. O günden bugüne dek tek bir şey bile ne yazılmış ne çizilmiş. Ne oldu, niçin oldu da artık yeni yazılar yok? Başına bir şey mi geldi, hayatında bir şey mi değişti, yoksa artık sadece yazmak mı istemiyor? Hiç birisini bilmiyorum. Bilsem ne yazar? Bu olan durumu değiştirmiyor ki. Yine de bir kırılma anı olduğunu biliyorum. Mutlaka bir şey oldu. Evet, bugüne kadar yazıyordum ama dur artık yazmıyorum demedi. Ama domino taşı gibi birbirini tetikleyerek bu noktaya getiren bir şey de mutlaka oldu. O neydi peki? İşte bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Daha önce de dediğim gibi bunu bir tek benim hissedebilmiş olmam pek mümkün değildi. Hemen hemen hepimiz bunu yaşamışızdır. O zaman birileri buna bir ad koymuştur mutlaka dedim. Önce Google amcaya biraz sorup soruşturdum. Pek bir şey bulamadı tabii :) Ya da belki de ben pek doğru anlatamadım :) Bu sefer Gemini amcaya sordum ben de. Hemencecik buldu. Baktım, kenopsia diye bir şey demişler buna. Kim demiş, nerede demiş diye göz attım hemen. John Koenig diye bir adam, The Dictionary of Obscure Sorrows diye bir yerde tanımlamış bunu. Sanırım böyle henüz tanımlanmamış şeylere bir alternatif oluşturma gibi bir şey mi neymiş. Gemini amcanın bana söylediği kadarıyla da anlamı, "Normalde insanlarla dolup taşan, cıvıl cıvıl olması gereken bir yerin terk edilmiş, loş ve sessiz kalmasının yarattığı o ürpertici, hüzünlü ve nostaljik boşluk hissidir." mi ne imiş. Artık ne kadar karşılıyorsa.
İşte böyleydi. Ara sıra olur bana böyle şeyler. Bir de şunu düşündüm ama hemen sonrasında. Başkasına olan sana olmaz mı? Bizim de belki başkalarına yaşatacağımız Kenopsia'mız olur muydu acaba? Sonra tekrar düşündüm ve olmuştu gerçekten. İlk kez burada blog yazmıyordum. Benim de bıraktığım zamanlar olmuştu. Benim nedenlerim daha basitti tabii: Çocuktum. Onu saymayalım lütfen🥲 Ama yazın ve yazalım blogdaşlarım. İnsanlara kenopsialar yaşatmayalım. Hadi bakalım. Sevgiyle ve hoşça kalın.😇
















anlamı ne kadar güzelmiş. terk edilmiş mekanları çok severim ama bu bloglarımız olmamalı değil mi :)
YanıtlaSilŞüphesiz :)
SilEsasen ben de böyle esrarengiz, baktığımda beni düşündüren, bir zamanlar nice yaşanmışlıkların olduğu yerlere bayılırım. Ama bloglarımız hayır hayır...🥲 Onlar yaşayan, nefes alan, canlı mı canlı olmalı her daim. Nice uzun yıllara dileğiyle...😇