Düşüncelerim: İçimdeki Melodi

İçimdeki Melodi by Sharon M. Draper
My rating: 5 of 5 stars
Herkese yeni bir kitap incelemesinden selamlar 😊 Aslında inceleme demek de pek doğru olmaz şimdi. Nitekim bir incelemenin bir eleştirinin profesyonel ve yetkinlik gerektiren bir şey olduğunu bilirim. O nedenle daha çok kitabın ben de ne uyandırdığı, ne hissettirdiği üzerine eğileceğim. Kısacası düşüncelerimi ifade etmek niyetindeyim. Başlayalım o hâlde :)
Tabii öncesinde arkadaşıma bir teşekkür etmek isterim. Bu kitap onun hediyesi idi :) Hatta serinin bir önceki kitabını da yine o bana hediye etmişti :) O nedenle yazarla, kitapla ve Melody ile tanışmam hep onun sayesindedir. Hayat hepimize her daim böyle güzel dostlar verir umarım😊 Ama son kitabı da artık kendim alacağım. Onu da söylemiş olayım yine :)
Bu arada kitabı 44 günde okumuşum. Evet, kabul ediyorum biraz(şüpheli) fazla :) Ama 42+2 şeklinde söylemek daha doğru olur. Okumalarım ile ilgili kayıtlarımı tutarım her zaman. Baktığımda da aslında son iki günde neredeyse kitabı bitirmişim. Bazı zamanlar anlamadığım nedenlerle ya da gerçekten meşgul olduğum durumlar sebebiyle kitaplara yeteri kadar zaman ayıramıyorum. Tabii bunu bir bahane olarak benimsemeyi de pek sevmiyorum. Çünkü yine okuma kayıtlarımı incelediğimde Ort. Dakika/ Sayfa oranım 0.91 ve Ort. Sayfa/Saat oranım ise 66.18 imiş. Zaten kitabı tamamlama sürem de 4 saat 50 dakika şeklinde olmuş. Düşününce aslında pek de uzun bir süre değil. İstenildiğinde her şeye zaman bulunabiliyorsa kitap okumamak için bahanelere sığınmak da pek doğru bir yaklaşım olarak söylenemez. Çıkarılması gereken şey de aslında bu. Her neyse. Kitaba geçelim artık :)
Baş kahramanımız Melody adında bir kız çocuğu. Kendisi serebral palsi hastası oluyor aynı zamanda. Kitap da aslında bu konu etrafında şekilleniyor. Tabii burada mesele hastalığın ne olduğu da değil. Serebral palsi olmazdı da başka bir şey olurdu. Hikâyenin pek değişeceğini ya da yazarın anlatmak istediği şeyin değişeceğini sanmıyorum açıkçası. Çünkü kitap bize aslında Melody'nin bakış açısından pek çok şeyi gösteriyor ki önemli olan da bu. Genelde pek iyi beceremediğimiz empatiyi biraz olsun anlayabilmek... Hoş, ben empati denen şeyin gerçek anlamda hiçbir zaman olamayacağını düşünenlerdenim ama yine de önemli. En azından o duygudaşlığı anlama çabasının olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadarı bence yapabileceğimiz ve yapmamız gereken bir şey. Sadece bu kitap özelinde de değil tabii. Bu hayatın her alanında da böyle olmalı. Daha yaşanılabilir bir hayat için...
Tabii Melody'nin durumunu anlayabilmek için yine serebral palsi'nin ne olduğuna biraz bakmamız gerek. Çok bilimsel çok teknik konuşmanın bir anlamı yok. Bedeninizi çok büyük ölçüde kullanamadığınızı, her şeyi anlayabildiğinizi ama hiçbir şekilde konuşamadığınızı düşünün. İşte serebral palsi tam olarak bu. Yine dediğim noktaya geliyoruz. Bunu nasıl empati edebilirsin ki? Mümkün değil. Sadece anlayabilmek için verilen çabanın bir değeri bir hükmü olabilir ancak.
Kitap seri olma özelliği de taşıdığından yazar her kitapta Melody'nin farklı bir dönemini ele almış. Bu şu an ele aldığım kitabında da on iki on üç yaşları dolayısını işlemiş. Her dönemin kendine göre zorlukları olduğunu okudukça zaten anlıyorsunuz. Peki kolaylaşıyor mu? Bazı şeyler belki ama çoğu zaman kolaylaşan da bir şey yok. Yine de Melody'nin birçok şeye olan tutkusu, azmi ve mücadelesini okumak biraz olsun güzel hissettiriyor. Nitekim her şeye rağmen yaşama tutunmak öyle çok da basit bir şey değil bence. Melody bu anlamda çok güçlü bir kız.
Peki biz kitapta doğrudan neyi okuyoruz? Kısaca anlatmak gerekirse "Yeşil Koru" diye bir kampımız var. Bu kamp tam da Melody gibi ama her birisi kendince farklı güçlüklerle mücadele eden başka başka kişileri de ağırlayan bir organizasyon olarak söylenebilir. Melody'nin de aslında bu kampa gitmesi ardındaki en büyük motivasyon hiç kuşkusuz kendi başına bir şeyler yapabilmeye olan tutkusundan geliyor. Her anlamda ve her konuda başkalarına bağımlı olduğunuzu düşündüğünüzde bunun kıymetinin ne kadar büyük olduğunu anlamak da pek zor değil. İşte kitap boyunca burada yaşadığı anları onun gözünden ve onun bakış açısından görme şansına sahip oluyoruz. Ha bu arada Melody konuşamıyordu. O zaman kitapta karşılıklı konuşmalar olmuyor mu diyebilirsiniz. Bu aslında bir önceki kitapta daha geniş ele alınan bir durum olmakla birlikte kısaca Media Talker adında bir cihaz yardımıyla bu sorunun bir nebze giderildiğini söyleyebiliriz. Yani bazı şeyleri doğrudan ifade ettiğine de şahitlik ediyoruz.
Bu arada kitapta pek spoiler yaratacak bir durum da yok. Zaten öyle bir konusun da olmadığı çok açık. Söylediğim gibi. Yazarın amacı bence biraz olsun farkındalık kazandırabilmek ve bir bakış açısı sunabilmek. Bu çerçevede okumanın da daha yerinde olacağını düşünüyorum.
Mesela kitabı okuduğum süre zarfınca şunu düşündüm. Bugüne dek nasıl tanımlamalar içerisinde bulunmuşuz? İnsanlar olarak önceleri sakat demişiz. Sonra bu pek hoş olmamış ki özürlü demeye başlamışız. Bakmışlar bu da olmuyor engelli demeye yeltenmişiz. Yine olmamış olacak ki bu seferde özel gereksinimli bireyde karar kılmışız. Benim düşünceme göre yıllar içerisinde bu da anlam kötüleşmesine uğrayacak. Neden mi? Çünkü farklılaştırıyor ve etiketleştiriyoruz. Yani mesele adlar da değil. Bizim sürekli bir ötekileştirme uğraşımız. Melody de belki bunu doğrudan ifade etmiyor ama satır aralarında bunu hissediyorsunuz. Sürekli farklı bir gözle size bakılması sizi de rahatsız etmez miydi ki? Etmemesi mümkün değil. Oysaki yapılması gereken de çok basit. Hayatı olabilecek en azami düzeyde erişilebilir kılmak. Hepsi bu gerçekten. Sonrasında da şu bu değil, sen gibi ben gibi göreceksin. Bilmiyorum belki farklı düşünceler de olabilir ama ben bu şekilde düşünüyorum en azından.
Başka hangi hususlara değinebilirim? Açıkçası Melody'nin ailesini es geçmek olmazdı. Kitabın hemen hemen her yerinde zaten bunu görüyorsunuz. Melody'nin en büyük şanslarından birisi şüphesiz annesi ve babası. Denilebilir ki yani zaten ailesi, bundan daha doğal ne olabilir ki? Öyle değil bence. Hepimiz görüyoruz, şahit oluyoruz. Nasıl, ne çeşit sözde anneler ve babalar var. Böyle bir dünyada onunkileri gibisi gerçekten çok büyük bir şans. Öyle kolay şeyler değil. Anlamak çok zor. Ama onların o mücadelesi ve desteği pek kelimelerle de ifade edilebilecek gibi değil. Onlar gibi anne ve babaların var olması dileğiyle...
Ha şunu da söylemeyi unutmayayım. Böyle güzel insanların olduğu bir yaşamda kötülerin olduğunu da söylememek olmaz. Doğrudan serinin bu ikinci kitabında pek olmasa da ilk kitabından söyleyebileceğimiz saf kötü kalpliler de var. Hem de ne kötüler. Kimisi bilmeyerek ama bazısı da bilerek mi bilerek kötüler. Tabii Melody pek çoğuyla mücadele ediyor, hak edene de hak ettiğini elinden geldiğince veriyor, vermeye devam edecektir. Ama işte bu kötülerin olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.
Başta da dediğim gibi yine. Öyle kapsamlı bir inceleme yapmak gibi bir niyetim yoktu. Öyle bir yetkinliğim yok bir keresinde. Sadece düşüncelerimi ifade etmek ve de paylaşmak istedim. Söylemediğim, muhtemelen yayınladıktan sonra ah şunu da keşke yazsaydım dediğim şeyler şüphesiz olacaktır🥲 Onları da başka başka yazılar da yazarım diyelim :) Görüşmek üzere. Sevgiyle, hoşça kalın...😇

















Bedeninizi çok büyük ölçüde kullanamadığınızı, her şeyi anlayabildiğinizi ama hiçbir şekilde konuşamadığınızı düşünün. Çok zor çok. Ama buna rağmen yine de hayata bağlanabilmesi ilham verici.
YanıtlaSilKesinlikle öyle. Hem ilham verici hem de ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.
Silgüzel bişeye benziyo uzun zamandır kitap okumadım belki alırım:)
YanıtlaSilGüzel ve olması gereken bir bakış açısı sunuyor. Serinin ilk kitabı da "İçimdeki Müzik" adında. Bu anlattığım da çok güzel olmakla birlikte onu daha çok sevmiştim. Okuma şansın olursa şimdiden keyifli okumalar dilerim.😇
SilRica ederimmm. Ve ben teşekkür ederimmm.🌸 Kitabı okuduğun için ve empati yapmaya çalıştığın için. Bunlar çok kıymetli.
YanıtlaSilYazına gelecek olursak o kadar güzel yazmışsın o kadar güzel noktalara değinmişsin ki... Her bir paragraf ayrı ayrı çok değerli. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim. 🥰
Melodi benim duygusal olarak bağ kurduğum bir karakter. Özellikle tek başına bir şeyler yapmaya çalışması takdire şayan. "Onu da yapmayıversincilere" inat.
İnşallah daha çok kişinin okumasına vesile oluruz. Emeğine ve kalemine sağlık.🌸
Ne demek Nurr.😇 Hissettiklerimi içimden geldiği gibi ifade ettim sadece. Keşke herkes böyle yapabilse. Hayat çok daha güzel olurdu...
SilO "yapmayıversinciler" de her zaman olacak ama en çok da onlara inat yapmak ve en güzelini yapmak gerek :)
Ve mottomuz, Melody'nin de dediği gibi, çünkü neden olmasın?🥰
Bu kitabı birkaç senedir görüyorum ama alıp okumadım. Çok güzel anlatmışsın. Bence inceleme de diyebilirsin. Çünkü kitapları okuduğumuz zaman bir şeyleri analiz ediyoruz. Düşünüyoruz, yorumluyoruz. O yüzden bence çok da güzel bir inceleme olmuş😊
YanıtlaSilFarkındalık kazandıran kitapları çok severim. Dediğin gibi farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor kesinlikle😊
Emeğine sağlık😊
Çok teşekkür ederim.😊
SilMümkün olduğunca duygularımı ve hissettiklerimi ifade etmek istemiştim. Tabii bir açıdan yine incelemeye de evrildi sanırım :)
Ve evet, her okuduğumuz olsun her izlediğimiz olsun illaki çözülmesi gereken ya da varılması şart olan bir şey olmamalı bence. Bazen de böyle bakış açısı sunan şeyler de lazım. Bu açıdan da çok değerli.
New York Times çok satanlar listesi ne kadar ölçüt alınabilir bilinmese de o listede de yine olan bir kitaptı. Daha doğrusu seri diyelim. İlk kitap İçimdeki Müzik de çok güzeldir. Hatta bazı açılardan çok daha güzel :) Okuma şansın olursa şimdiden keyifli okumalar diliyorum Cherry😊
Bu serinin ilk kitabı olan İçimdeki Müzik'i yıllar evvel okumuştum. Detaylarını artık unutsam da etkilendiğimi unutmadım. Böyle kitap ve filmler beni gerçekten etkiliyor. Bloglarda, eğer kişi daha resmi bir bakış açısı belirlememişse kendine, genelde zaten inceleme yazısı değil yorum yazısı yazılıyor. Bir yorum yazısının içine de tabi ki kitabın incelemesini katıyoruz ama inceleme yazıları daha nesnel oluyorlar. Yorum yazıları ise okur veya izleyicinin kişisel yorumunu merkeze alıyor. Bence kişisel bloglar bu ikinci tip yazılara yakın ve bundan ben bir blog okuru olarak keyif alıyorum. Sizin bloğunuz da rengarenk pek hoşmuş :). Yorum yazınız da detaylı ve akıcıydı.
YanıtlaSilKitap her ne kadar kurmaca da olsa yazar gerçekten iyi bir gözlemci ve aynı zamanda muhtemelen iyi danışmanlar ile de çalıştığından ortaya etkileyici bir eser çıkıyor. Yine yanlış hatırlamıyorsam kızı da benzer durumlar yaşadığından bu esere de olumlu anlamda etki etmiş.
SilVe evet, yazdıktan sonra düşününce aslında pozisyonum itibariyle inceleme pek mümkün gibi görünmedi🥲 Yorum şeklinde ifade etmek çok daha sağlıklı ve doğru bir yaklaşım :) Yine ben de aynı fikirdeyim. Doğrudan yazarın kişisel görüşleri, düşünceleri ve onun bakış açısından duruma yaklaşılması çok daha keyif verici. Daha samimi ve sıcak hissettiriyor. Bir kahve eşliğinde okumak gibi...😊
Blogumun rengarenk olması da aslında içimdeki o çocuksu ruhtan geliyor sanırım biraz :) Güzel ifadeleriniz ve düşünceleriniz için de yine çok teşekkür ederim.😊