Hayattan Öylesine

Geçip Giden Günler

Sıcak bir ağustos gününden kucak dolusu selamlarla :) O değil de bu sıcaklar biraz fazla olmaya başlamadı mı sizce de :)) Öte gidiyorum sıcak beri gidiyorum yine sıcak. Blog yazmaya geliyorum sıcak, blog okumaya gidiyorum oralarda da hep sıcak :) Hayır tamam, yazcığım, seni severiz ve sayarız. Benim favori de mevsimimsin. Ama arada az biraz güzellik de yapsan ne iyi hoş olur değil mi :) Olur da olmayacak gibi işte sanırım :) Önümüzdeki cuma bizim buralar 42 derece gösteriyor :) Hayır, burada da kalmaz ki bir de. Hissedileni ile falan 45'i bulur gibi :) Ama ne yapalım, gülü seven dikenine katlanır.🥲​

Dün de yine hava çok sıcaktı. Biz de biraz piknik kaçamağı yapalım dedik. Deniz de gündeme gelmişti ama bu sıcaklarda o da hiç çekilmiyor ki. Hem denize girmekten çok denizi izlemeyi sevenlerdenim :) Her neyse. En son karar piknikte kılınmış oldu :) Bizimkiler çok kalabalık yerleri sevmez bu konuda. Açıkçası ben de pek sevmiyorum desem yalan olmaz. Ama bizimkiler de bu konuda çok üst seviyelerdeler canım :) Piknik=Dağ başı gibi bir mottoyu benimsemişler :) Kötü olmuyor da yorucu biraz tabii. Ama insanoğlu işte. Dağ başında da yine yalnız bırakmıyor :) Ha gittiğimiz yerde yine kısmen yerleşim var ama bilemiyorum. İnsandan kaçış yok gibi :) Ama belki onlar da bizim gibi dünüyorlardır. Onlar da yine böyle insandan kaçmak istiyor olabilirler pek mümkün. Olaylara böyle farklı açılardan da bakmak lazım. Öte yandan durum buysa da yapacak bir şey yok :)

Piknikten bir kare. Ağustos, 2026
Manzara olarak kabul edersek de böyle işte :) Biz geldiğimizde kimse yoktu ama sonra sonra birkaç kişi daha gelmiş bulundu. Ormanın iç kesimlerinde bir yere gittiler ama bilemiyorum yine de. Belki iç kesimde açıklıklar da olabilir.  Her neyse. Önce kahvaltımızı yaptık. Sonrasında biraz kafa dinleme moduna geçtik. Tabii şebekenin çekiyor oluşu bazı açılardan bir fayda ise de bu açıdan biraz sıkıntı :) Sonra mangalı hazırladık. Tabii biz bu konuda oldukça titiziz. Keşke herkes de böyle olabilse. Açık alanda, ormandan uzakta, su vs. her türlü tedbir ile yapıyoruz. Sofraya taşımak zor bir şey değil sonuçta :) Karnımızı da doyurunca yatışşşşş :) E yani pikniğin olmazsa olmazı bence :)

Piknikten başka bir kare. Ağustos, 2026
Bu da başka bir kare. Gerçekten dağ başı yani :) Ama tabii bunun da avantajları var. Kısmen saymış bulundum. Ama bence en güzel bir başka tarafı hava serinnn :) Rüzgar çok güzel esiyor. Sıcaklık desen esamesi bile okunmuyor :) Burası yaylaya da oldukça yakın olduğundan hayat yaylacılara güzel diyebiliyorum sadece :) Tabii sonra biraz yağmur atmaya başlayınca kaçtık hemen :) 

Böyle işte. Yorucu ama an'ında iken güzel bir olay yine de bence :) Sevdiklerimizle böyle güzel anların sayısının hiç eksilmemesi dileğiyle...

Bugüne gelmiş olayım biraz da :) Öğlenden önce üniversiteye giderim diye bir planım vardı. Evet, mezunum ama birkaç konuda ihtiyaç hasıl oluştu diyelim. Ama ben gitmeye kalmadan başka bir konu gündeme geldi. Şöyle kısaca anlatmam gerekirse bizim iki evimiz vardı. Bunlardan bir tanesi deprem zamanında ağır hasar almıştı ve netice olarak da yıkımı gerçekleştirilmişti. Bir diğerinin de yine bir hasar durumu vardı ama güçlendirilmesi falan tamamlandı. Her neyse. İşte o bir tanesinden dolayı bir hak sahipliğimiz bulunuyordu. Biz de ona bir bakabilir miyiz umuduyla yola koyulmak istedik. Çünkü evler daha yeni yeni bitmekte. Hatta bittiği de tam söylenemez. Görmeye gittik ama pek umduğumuzu bulamadık. Çünkü daha eksiklikleri olduğundan henüz incelemeye pek olur vermiyorlar. Önüne bile gitmeye izin yoktu hatta :) Bakalım, nasip kısmet artık :)

TOKİ konutlarından bir kare. Ağustos, 2026O değil de yine dağsal bir çalışma olmamış mı :)) Sanırım tek dağ seven bizler değilmişiz :) Ama neyse ki şehre pek uzak değil. Otomobil ile 7 dakika falan sürer gibi en fazla. Kabul edilebilir bence. Bu arada bizim kat daha ötelerdeydi. Ama en fazla buraya kadar izin olduğundan söylediğim gibi gidemedik. Artık ne zaman kısmet olursa...
 

Bunu aradan çıkarınca üniversiteye gittim hemen. Şimdi bir şey diyeceğim ve genelleme de yapmak istemiyorum ama bu öğrenci işlerininde işini mutluluk ile yapan olmaz mı ya? Hele bir tanesi vardı ki bana sinir krizi geçirtecekti neredeyse. Anlatıyorum, anlatıyorum, yok anlamıyor. Şaka değil. Bir de bir mutsuz bir mutsuz ki göreceksiniz. Nur yok. Zoraki yapıyor sanki. Neyse ki sonra tatlış bir hanımefendi ile yolum kesişti de derdimi anlatabilmiş oldum. Tabii yazı süreçleri biraz uzun sürdüğünden ilk başta beklemiş olsam da siz arzu ederseniz gidin, süreç tamamlandığında e-imzalı olacak şekilde e-posta adresinize istediğiniz belgeyi göndermiş oluruz dediler.  Benim için pek âlâ. Teşekkür edip yola koyuldum. Hayat hep böyle işimizi kolaylaştıracak insanları karşımıza çıkarır umarım.

Kampüste beklerken gelen ziyaretçi :)
Biraz beklemiştim dedim ya. O sırada şöyle de bir ziyaretçi geldi. Ama o da bizim gibi pek insan sevmiyor sanırım :) Şöyle birazcık bakıştık. En ufak hareketimde hemen kaçmaya meyilliydi. Ben de baktım oluru yok, en azından bakabildiğim kadar bakayım dedim :) Sonra baktı baktı gitti :) Bunların aklından nelerin geçtiğini o kadar bilmek isterdim ki :) Çok ilginçler gerçekten :)
 

İşte böyle. Günler bir şekilde gelip geçiyor. Hep bir şeylerle oyalanıp duruyoruz. Bakalım, tüm bunlar günün birinde bizi nasıl bir noktaya getirecek? Yaşayıp göreceğiz. Sevgiyle, hoşça kalın... 😇​ 

🐾

Fikirlerini Paylaş 💬

Yorumlar

Yorum Gönder