Son haftalarda izlediğim bir dizi vardı. Daha önce de bahsini açmıştım ve bir ara onun için de bir inceleme yazısı yazabilirim demiştim. İsmi From idi. Hatırladınız belki? İşte bu yazı o dizinin bir incelemesi değil. :) E o zaman niye bu konuya girdin be çocuk değil mi?🥲 Anlatayım.
Aslında şu an üzerinde duracağım konuyla dizinin uzaktan yakından hiç alakası yok. Dizideki sadece bir sahne, hatta belki zaman zaman tekrarlanan bir sahne önemli diyebileceğimiz tek kısım. Nedir o peki? Şöyle ki dizide şişe ağacı diye bir şey kurgulanmış. Hemen fotoğraf ile de göstermiş olalım.
Böyle bir ağaçtan bashediyoruz. Bir başka açıdan da yine sunmuş olalım.
Gözünüzde canlandı diye düşünüyorum. Hoş canlanması mı kaldı göstermiş de olduk ama hadi öyle diyelim yine :) Ağaçlarla ilgili henüz pek bir bilgimiz yok hikâyede. Çözülmeyi bekleyen nice gizemden sadece bir tanesi. Tek bildiğimiz üzerindeki şişelerin içinde bazı rakamların ve sayıların yazdığı kâğıtlar olması. İş dönüp dolaşıp müzikaliteye geliyor orası ayrı. Ama ben bu sahneleri izlediğimde ve daha önceleri izlediğim diğer bazı fimler hatırıma gelince bir fitil yandı.
Çok klasiktir, bir ıssız adaya düştüğünüzde bir şişenin içine bir not yazarsınız ve günün birinde birinin onu okumasını ve sizi oradan çekip kurtarmasını dilersiniz. Çoğu zaman beyhude bir çaba da olsa insan zor anlarda böyle şeylere sığınmayı seviyor. Belki daha basit bir nedeni de olabilir. Sadece umut.
Sonra düşündüm, ıssız bir adaya düşmeden de bu yapılabilir miydi acaba? Birilerine, kim bilir ne zaman ulaşacak bir yazı bir mesaj. Peşinen söylemiş olayım ıssız bir adaya falan böyle eksantrik şeyleri yapabilmek için düşemem dostlarım. Kurda kuşa yem oluruz hiç gerek yok :) Ama böyle de bir istek var. Ne yapacağız? :) O zaman bir yoluna bakacağız.
Geleceğe bir mesaj bırakma fikri bana çok hoş geliyor. Ama bundan daha güzeli birilerinin de onu günün birinde okuması ihtimali sanırım. Bu kesinlikle isteyeceğim bir şey. Ve sadece eylemi yapan olarak değil, eylemden etkilenen kişi olma fikri de çok cazibeli geliyor. Sonuç olarak her ikisine de tamamız.
İşte bu amaçlar ve ilgili yerlerde açıkladığım diğer nedenlerle bugün bir yeniliği daha bloguma entegre ettim: Zaman Kapsülleri.
Nedir, ne işe yarar bunlar peki? Hemen anlatayım. Sistem çok basit. Bir hikâyen, bir anın, bir tavsiyen, bir iç döküşün ve belki de sadece öylesine bir notun... İşte bu ve çok daha fazlasıyla o an içinden geldiği gibi yazıyorsun. Yazarken pek çok nedenin olabilir. Bunlar hep sen de saklı. Mesajını yazıyorsun ve gönderiyorsun. Spam olmaması adına ben ufak bir kontrolden geçirip veri tabanına alıyorum. Sonrası en güzeli. Günün birinde belki bundan yıllar yıllar sonra bir okur senin yazdığın satırları okuyor ve belki ona hiç anlayamayacağın şekillerde bir yardımın oluyor. Başka bir ifadeyle ona dokunuyorsun.
Gelelim işin diğer boyutuna. Girdin bloga yazılar arasında geziyorsun. Hepsini okumuşsundur ve keyfiyetten geziyorsundur umarım ey benim değerli okurum :) Neyse ev sahibi olabilirim ama yorumlar bana da deplasman. Uslu olalım :) İşte geziyorsun ve canın sıkıldı. Diyorsun ki buralardan kimler geldi geçti, kimler neleri neleri bıraktı? Kapsülleri açıyorsun hemen ve rastgele önüne geçmişten bugünkü sana ve bizlere yazılmış mesajları okuyorsun. İçinde nice yaşanmaşlıklar var belki de. Bilemiyoruz. Ama birileri de belki senin hayatına dokunuyordur. kim bilebilir?
İşte böyle blogdaşlarım. Bugün günümün bir kısmı bu sistemi kurmakla geçti. Şu an sidebardan Zaman Kapsülü ögesinden buraya erişebilirsiniz. Ha tabii siz ilklerdensiniz. Şu an yazacağınız yazılar ilk başta pek bir gizemli falan hissiyat vermeyebilir. Ama bu da şarap gibi bir şey sanırım. Yıllandıkça daha da bir değerlenecek. O zaman sen de bir kapsül bırak ey benim değerli okurum, blogdaşım. Haydi. Sevgiyle ve hoşça kalın.😇
🐾
Mustafa Kara
Teknoloji tutkunu, Türkçeye âşık, kahvesini de orta şekerli içen kendi hâlinde bir adam. 📚☕
valla fikrimi paylaşacaktım fakat o kadar hoşuma gitti ki temanız. okudukça yazasım geldi :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim gerçekten. Fırsat buldukça bir şeyler yapmayı seviyorum. Yazmak tek başına harika bir şeyken onu bu şekilde zengileştirerek sunmak kesinlikle çok daha güzel. Her türlü fikriniz ve düşüncenizi okumayı çok isterim. Ben de blogunuzu şu an ilk kez gördüm. Takibime aldım. Ayrıca mutlaka inceleyip okuyacağım da. Tekrardan çok teşekkürler. Sevgiyle...😇
Silbu arada bu from dizisini izleyip tekrar gelip yorum yapacağım. çokça hakkında bir şeyler okudum :)
SilKapılarımız her zaman açık :) Öte yandan dizi konusu itibariyle teorilere açık olduğundan ayrıca merakla bekliyor olacağım :) Şimdiden keyifli seyirler...😇
SilBloğun çok güzel, çok hoşuma gitti. Blog ismi ayrı hoşuma gitti, kedileri aşırı severim, beni tanıyanlar bilir. Benim bloğumda da sağ alt köşede bir kedi var😊🐈
YanıtlaSilFikir çok hoşuma gitti, çok güzel. Ben de seviyorum böyle şeyleri. İnsanı mutlu ediyor, iyi hissettiriyor😊
Bu arada son zamanlarda her yerde From dizisini görüyorum, izlemedim, izleyebileceğim gibi mi bilmiyorum ama merak etmeye başladım😊
Öncelikle güzel söylemleriniz için çok teşekkür ederim. Kediler sevilmeyecek gibi değil ki. Tamam uzaylılar, vergi vermemek için konuşmuyorlar falan ama yine de bu hayatın tadı tuzular. Hep var olsunlar.😺
SilZiyaret ettiğimde benim de ilk dikkatimi çeken şey o kedicik olmuştu (: İnsan görünce bile bir mutlu oluyor 🥰
From'a gelince tek söyleyebileceğim gerilim, gizem ve çok değil ama biraz da kararında korku seviyorsanız mutlaka izlemeniz gerektiği. Önceki üç sezonun hepsini izlemem bir hafta bile sürmemiştir. Öyle demiş olayım (:
Çok güzel bir blog olmuş. Temasını çok beğendim. Başarılar dilerim.
YanıtlaSilBeğenmenize çok sevindim. Güzel temennileriniz için de ayrıca teşekkür ederim. Sevgiyle...😇
Sil